301 Moved Permanently

Moved Permanently

The document has moved here.

Haber Detayı
14 Haziran 2018 - Perşembe 22:39 Bu haber 3052 kez okundu
 
ŞAMPİYON BABANIN ŞAMPİYON OĞLU
Levent Çukur… 2002 Dünya Boks Şampiyonu. Türk bayrağını sayısız kere dalgalandırmış, sıla hasreti çeken gurbetçilere binlerce kilometre uzakta defalarca milli gururu yaşatan bir isim. Münih’te doğup Münih’te büyüyen Çukur spor ahlakını mütevaziliği ile birleştirince başarılar da ardı ardına gelmiş. Levent Çukur sadece kendi başarıları ile yetinmemiş, oğlu Emre Çukur’u da kendisi gibi yetiştirmiş. Geçtiğimiz aylarda profesyonel olan Emre, genç yaşına rağmen şimdiden boks ringlerinde adından sıkça söz ettirmeye başladı bile. Münih şimdilerde bir dünya şampiyonu daha çıkarmaya hazırlanıyor. Ringde hoca, evde baba, dışarıda arkadaş olan Levent Çukur ve oğlu Emre Çukur ile ringin ortasında gerçekleştirdiğimiz belgesel tadındaki röportaja hem yazılı hem de görsel olarak haberin devamından ulaşabilirsiniz.
Farklı Sesler Haberi


----------------------
Röportajın Videosu
----------------------

 

Deniz GEZGİNCİ: Öncelikle söz büyüğün diyelim ve Levent Çukur’u tanıyalım. Levent Çukur kimdir ?

Levent Çukur: Levent Çukur 1967 yılında Münih’te doğan bir işçi ailesinin çocuğudur. Münih’te Alman okullarına gittikten sonra boks hevesim başladı. Bu tutku da abimden gelir. 1977 yılında Boksa başladım. Bugüne kadar da boksun içerisindeyim. Allah geçinden versin derler ama inşallah mezarımız da ringin köşesinde olur.

Deniz GEZGİNCİ: Emre sen kaç yaşındasın. Seni tanıyabilir miyiz ?

Emre Çukur: 1993 doğumluyum. 23 yaşına girdim. Münih’te doğdum, büyüdüm. Burada okula gittim. Münih çocuğuyum diyebilirim.

Deniz GEZGİNCİ: Emre sen kendi isteğinle mi yoksa babanın baskısı ile mi boksör oldun ?

Emre Çukur: Babam hep kendisi için bir maça çıkmamı isterdi. Ben de onu kırmadım ve ilk maçıma babam için çıktım ve kazandım. Ancak o maçtan sonra boksu bırakmayı istedim. Çünkü boksun bana göre olmadığını düşünüyordum. Açıkçası o zamanlar fazla da bir hevesim yoktu. Futbolu daha çok seviyordum. Bayern Münih’te futbol oynadım. Boksta ikinci maçım biraz baba zoruyla oldu. Baverya şampiyonuna karşı ringe çıktım. O rakibimi de yenince boksa karşı hevesim başladı. Şimdi bırak deseler de bırakmam.

Deniz GEZGİNCİ: Emre,  Levent Çukur nasıl bir hoca ve nasıl bir baba ?

Emre ÇUKUR: Çok sert bir hoca ve çok iyi bir baba. Aramızda baba-oğul ilişkisinden çok arkadaş gibi yakın bir ilişki var.

Deniz GEZGİNCİ: Peki hiç antrenman sırasında tartıştığınız, birbirinize kızdığınız oluyor mu ?

Emre ÇUKUR: Her antrenmanda oluyor (Gülüşmeler…)

Deniz GEZGİNCİ: Peki Levent hocam  Emre nasıl bir öğrenci ?

Levent ÇUKUR:  Zor bir öğrenci. Sanıyorum boks ailesinden geldiği için, boksu içinden gelerek yaptığı için belki de boksu çok fazla araştırdığı için her yerden bir şeyler kapıyor. Bazen ben ona bir şey öğretmek istediğim zaman “Ama burada bunun öyle değil böyle yapılması gerekiyor” diye beni düzeltmeye çalışıyor. Ben de o zaman sinirleniyorum. “Onu bunu bırak sen benim dediğimi yap” diyorum. O noktada tartışma başlıyor zaten. Birkaç dakika sonra bir bakıyorum “Baba öyle demek istemedim” diyerek gelip sarılıyor. O zaman da benim bütün sinirim geçiyor. Bu da işin güzel olan tarafı tabii.

Deniz GEZGİNCİ: Boks dışardan bakıldığında çok zor bir spormuş gibi gözüküyor. Sizler  için ne anlam ifade ediyor ?

Levent ÇUKUR:  İlk olarak her sporcunun yaptığı spor dalını sevmesi gerekir. Bizimkisi de spor branşlarından en zoru. Dışarıdan insanlar diyor ki “Bir raunt üç dakika” Ama bizim üç dakikamız bir futbolcunun 45 dakikası gibi. Onlarda duraklama var, bekleme var. Bizde üç dakika boyunca hep aktifsin, konsantreni kaybetmemen gerekiyor, yumruk abanman lazım. Öndeki küçük beyin ile arkadaki büyük beyinin aynı zamanda çalışması lazım. Ben boksu satranç oynamaya benzetiyorum. Ama bu çok hızlı bir satranç. Öyle bir hamle yapman gerekiyor ki bu satrançta karşındakini hemen mat etmen lazım. Vücuduna darbe almadan senin vurman lazım.

Deniz GEZGİNCİ: Emre boks senin için ne anlam ifade ediyor ?

Emre ÇUKUR: İki kelime ile özetlemem gerekirse boks benim için “Heyecan ve adrenalin” demek. Boks yapan kişi heyecan ve adrenalini sevecek. Adrenalini sevmezseniz ringe çıkamazsınız.

Deniz GEZGİNCİ: Levent hocam sizin boksta ilerleme süreciniz nasıl oldu ?

Levent ÇUKUR: Çok zor aşamalardan geçtim tabii. Benim yaşadıklarımı yazsam bir kitap olur. Ki bununla ilgili başımdan geçen olayları konu alan ciddi olarak bir kitap yazmaya da başladım. Henüz 8-9 yaşındayken abimin peşine takılırdım. O tramvayla antrenmana giderdi bende görmesin diye ondan bir sonraki tramvaya biner giderdim. O salona girerdi arkasından ben girerdim. İlk başta kızar sonra gururlanırdı. Çünkü benden büyüklerden daha iyi şeyler yapıyordum. Abim o zamanlar benim idolümdü hala da idolümdür. Bugün de zor durumda kaldığımda Ali Çukur ağabeyime danışırım. Her zaman bana destek olur.  Boksa kağıt üzerinde 1977 senesinde başladım. İlk müsabakamı yaptım. İlk maçımı yaptığım kişinin ismi de Robert’tir hala aklımdadır. Melez bir çocuktu ve ilk maçımı kazanmıştım. 1998 yılına kadar amatör müsabakalar yaptım. Bu sürede 280 tane müsabakam var. Bu 280 maçtan 250’sini kazandım. 12 kez milli oldum. Bir kere Türkiye şampiyonu oldum. İki kez de ikinciliği elde ettim. Milli takıma girmem de ondan sonra oldu. Maalesef ki Türkiye’de bir Almancısın, Almanya’da bir yabancısın. İki tarafta da zorluk çektik. Hala da çekmeye devam ediyoruz. Bu hiçbir zaman düzelmedi de düzelmeyecekte.

Emre ÇUKUR: Şuana kadar yaptığım 66 müsabakan 45’ini kazandım. Boksta normalde hiç amatör olmadan da profesyonel olabilirsiniz. Bazı boksörler de bunu yapıyor. Ancak ben öyle bir şey istemedim. 

Levent ÇUKUR: Biraz kabiliyeti olan sporcuyu hiç amatör yapmadan profesyonel yapabilirsin. Çoğu boksörde de amatör okul yoktur. Zaten bu isimlerin de fazla bir başarısı yoktur. Benim Emre ile ilgili asıl hedefim onu olimpiyatlara göndermekti. Boks gibi olimpik sporu yapan bir sporcunun en büyük hedefi olimpiyatlara katılmaktır.  Emre’nin 2016 senesinde ki olimpiyatlara katılmasını istedim. Türkiye Emre’yi kampa davet etti. Geçen sene Emre Kastamonu’da kampa girmek için Türkiye’ye gitti. Emre Ankara Fenerbahçe Spor Kulübü’nde o esnada antrenmanlara çıkmaya başladı. Oradaki hocası “Emre çok iyi onu kampa götürmemiz lazım” dedi. Federasyon Başkanı Ankara’ya gelince “Emre biz kararımızı verdik seni değil üçüncü adamımızı Avrupa şampiyonasına götüreceğiz”  dedi. Daha sonra başkanı aradım ve Türkiye politikasının hiçbir zaman değişmediğini ve bundan sonra da değişmeyeceğini o nedenle de başarıyı yakalayamayacağımızı söyledim. Emre’yi bekletmemizin nedeni olimpiyatlara katılıp orada başarı elde etmesiydi. Olmayınca 2020’yi beklemek istemedik ve Emre’yi profesyonel yaptık.

Deniz GEZGİNCİ: Emre’nin stili size benziyor mu ?

Levent ÇUKUR: Emre’nin stilini Ali amcasına benzetiyorum. Çünkü bende stilimi amcasından aldım. Emre açık ve rizikolu dövüşüyor. Bunun zamanla değişeceğini umuyorum. Çünkü profesyonellik biraz daha farklı. Bu da maç oynadıkça gelişebilecek bir şey.

Deniz GEZGİNCİ: Boksta  iyi bir kas yoğunluğunun yanı sıra onu korumakta gerekiyor sanıyorum . Bunun için neler yapıyorsunuz?

Levent ÇUKUR: Bunun için gıdaya çok dikkat etmek gerekiyor. Yoğun çalışma temposundan çıktıktan sonra vücut o düzene alışıyor. O düzenin dengesini biranda bozmamak gerekiyor.

Deniz GEZGİNCİ: Boksta başarılı olmak ve onu devam ettirmek için sizin gibi iyi ahlaklı da olmak gerekiyor sanıyorum.

Levent ÇUKUR: Tabii muhakkak çok önemli. Ancak ahlak çok genel bir kavram. Spor ahlakı var, dışarıda ki ahlak var. Bunların hepsini bir araya getireceksin ve genel ahlak olacak. İçki olmayacak, gezme olacak ama abartmayacaksın, dışarıya karşı çok mütevazi olacaksın, yardımsever olacaksın.

Deniz GEZGİNCİ: Boks futbol, basketbol gibi diğer sporlara benzemiyor. Bizim gibi dışarıdan izleyiciler sizlerin neler yaşadıklarını anlayamıyor. Müsabaka sırasında ya da sonrasında acı çekiyor musunuz  mesela?

Emre ÇUKUR: Maç sırasında hiçbir şey hmiyorsun, hiçbir şey görmüyorsun ve duymuyorsun. Ben boks yaparken tek bir kişiyi duyuyorum o da babam. Ne zaman ki eldivenleri çıkarıyorsunuz o zaman bazı şeyleri fark ediyorsunuz. Maç esnasında acı hmiyorsunuz. O acılar maçtan birkaç gün sonra ortaya çıkıyor.

Levent ÇUKUR: Emre doğru söylüyor. Ben de müsabakaya çıktığım zaman tek bir kişiyi duyuyorum o da köşemdeki hocam. Etrafındakileri hiç duymuyorsun. Sanki ring kapalı bir kutuymuş onun dışında kimse yokmuş gibi geliyor sana.  Sadece rakibine konsantre oluyorsun ve antrenmanda yaptıkların aklına geliyor.

Deniz GEZGİNCİ: Rakibinizi çok fazla hırpaladığınızda hiç acıma duygusu yaşıyor musunuz?

Levent ÇUKUR: Bu sporu amatör olarak yaparken bazı rakiplerimden çok çok üstün olduğum maçlara çıkıyordum. Bazen öyle bir oluyordu ki hakemi çağırıyordum gel ve maçı biran evvel bitir diyordum. Bitir ki adam daha fazla darbe almasın. Ama öyle bir acıma duygusu hmiyorsunuz. O anda o şalterler kapalı oluyor.

Deniz GEZGİNCİ: Bazen öyle anlar oluyor ki yere düşüyorsunuz ve herkesin artık her şey bitti dediği oluyor. Ama bir bakıyoruz ki siz yerden yeniden ayağa nasıl kalkıyorsunuz ?

Emre ÇUKUR: Adrenalin. O anda düşünmüyorsun ve yerden kalkıyorsun.

Levent ÇUKUR: Dışarıda anne var, aile var, arkadaşlar var. Bir hedefin var. O sana öyle bir güç veriyor ki yerden yavaş yavaş da olsa kalkıyorsun. Benim başıma çok gelmiştir. Karaciğerimden darbe almışımdır, nefes nefese kalmışımdır bitti denilen maçı yine de kazanmışımdır.

Deniz GEZGİNCİ: Levent hocam ay yıldızlı bayrağın altında sayısız kere madalyalar ve şampiyonluklar kazandınız öncelikle ay yıldızlı bayrağın altında sahaya çıkmak nasıl bir duygu?

Levent ÇUKUR: Ben 12 kere çıktım. Bu duygu anlatılmaz yaşanır. En son 2002 yılında ay yıldızlı bayrağı Münih’te dalgalandırdım. Öyle gururluydum ki gözyaşlarıma hakim olamadım.

Deniz GEZGİNCİ: Levent Hocam  2002 yılında Dünya Şampiyonu olduğunuz güne dönmek istiyorum. O gün hangi duygular içerisinde maça çıktınız ve son vuruşu yaptığınızda ki hislerinizi öğrenebilir miyim ?

Levent ÇUKUR: 2002 yılı hazırlıklarımı Londra’da gerçekleştirdim. Oraya gittikten sonra dünya ile ilişiğimi kestim ve hazırlık dönemim üç ay sürdü. Telefonum bile yoktu. Sadece boksa konsantre olmuştum ve tek hedefim vardı “şampiyonluk” Tarih gelince de ringe çıktık. Çıkarken de milli marşımız çaldı. O insana öyle bir güç veriyor ki. Türlük farklı bir şey. O duyguyu kelimelerle anlatamam. Maçı kazandıktan sonra salon Türkiye sesleri ile inledi.



Deniz GEZGİNCİ: Emre sen o günü hatırlıyor musun ?

Emre ÇUKUR: O zamanlar henüz 9 yaşındaydım ve tabii normal olarak boksla hiç alakam yoktu. Babam ringde iken ben arkalarda bir yerlerde top oynuyordum. Daha sonradan o maçı videolardan izledim. 

Deniz GEZGİNCİ: Levent hocam sayısız kere Türk bayrağını dalgalandırdınız. Türkiye’den yeteri kadar ilgi gördünüz mü ?

Levent ÇUKUR: Ne yazık ki göremedim. Şampiyon olduğumda Türkiye’de ki tüm medya kanalları şampiyonluğuma yer verdi. Bakan aradı, Vali aradı, farklı farklı kişiler arayıp tebrik ettiler. Ama ödül hakkım olmasına rağmen bir ödül bile vermediler. Bana destek ne yazık ki olunmadı umarım oğluma olurlar.

Deniz GEZGİNCİ: Bunun kırgınlığını hiç yaşadınız mı ?

Levent ÇUKUR: Hiç yaşamadım. Türk bayrağını gururla dalgalandırdım ya o manevi duygu bana yeter.

Deniz GEZGİNCİ: Boks sporu maalesef Türkiye’de buradaki kadar yaygın değil. Bunun nedeni sizce nedir. Türkiye ile Almanya’yı kıyaslayacak olursak neler söylemek istersiniz ?

Levent ÇUKUR: Aksine Türkiye’de boks sporu gelişiyor daha da ileri gidiyor. Dünya Boks Federasyonu fondan en fazla payı Türkiye’ye ayırıyor. Seyircilerin ilgisi bakımından ele alacak olursak şuan televizyonlarda daha fazla boks müsabakaları yer alıyor. Bunda da en büyük etkenlerden biri rahmetli Sinan Şamil Sam olmuştur. Çok sevdiğim bir arkadaşımdı, yattığı yer nur olsun. Sinan Şamil Sam Türkiye’de boksun sevilmesinde büyük rol oynadı. Türkiye her bakımdan Avrupa’ya açıldı. Bizleri Avrupa’da temsil eden çok başarılı iş adamları ve sporcularımız var. Ancak şu var ki Türkiye’de ferdi spor yapan bütün sporcularımızın işi zor. Sadece boks değil. Karatecileri, tekvandocuları  hiç gazetelere okuyor musunuz ?

Deniz GEZGİNCİ: Emre sen geçtiğimiz günlerde ilk profesyonel maçına çıktın ve rakibini devirdin. O maçtan biraz bahseder misin ?

Emre ÇUKUR: Hiç beklemediğim bir gün telefonla babam aradı. “Emre neredeysen hemen gel hazırlıklara başlıyoruz” dedi. “Ne hazırlığı baba” diye sordum. “Haftaya profesyonel imzanı atacaksın” dedi. Meğer haftalar öncesinden her şey hazırlanmış ama benim haberim yok. Daha sonra çalışmalara başladık. Günde iki sefer antrenman yaptık. Dört hafta boyunca farklı farklı boksörlerle antrenman maçı yaptım. Maç günü çok heyecanlıydım. Babamı aradım “Ben evde rahat duramıyorum beni buradan alın” dedim. Leo’s Box Gym’e geldik. Burada da heyecandan yerimde duramadım. Salona gittiğimizde ben hemen arkadan soyunma kabinine gidip üzerimi değiştirdim. O an hiçbir tanıdık görmek istemedim. Zaten çok heyecanlıydım iyice heyecan bassın istemedim.

Levent ÇUKUR: Maç günü çok farklı duygular yaşadım. Sizin için oraya eşiniz, dostunuz, arkadaşınız yaklaşık 500 kişi gelmiş. Senden orada bir şeyler göstermeni bekliyor. Yanlış bir hatayla, tek bir yumrukla her şeyin bitebileceğini de biliyorsun. Babası olarak bende bile çok büyük baskı oluşmuştu. Buradan on araba konvoy halinde salonun yolunu tuttuk.

Deniz GEZGİNCİ: Levent hocam yıllarca ringlerin ortasında olan biri olarak oğlunuzun ilk profesyonel maçında kenarda olmak nasıl bir duyguydu.  Siz neler htiniz ?

Levent ÇUKUR: Maçta çekilmiş birkaç fotoğraf var onlara baktığımda gördüm ki benim benzim bembeyaz olmuş. Çok heyecanlıydım çünkü o anki atmosferi görünce aklıma 2002 senesi geldi. Sadece ben değil ailece çok heyecanlandık. Hatta neredeyse heyecandan bayılacaktım. Benim için özel doktor çağırıldı (Gülüşmeler…) Şampiyon olduğum gün bile bu kadar heyecanlandığımı hatırlamıyorum.



Deniz GEZGİNCİ: Levent Hocam boksörlük maceranızdan sonra hocalık maceranız başladı. Bu süreç hakkında bilgi verebilir misiniz ?

Levent ÇUKUR:
2006 senesinde 1880 kulübünde hocalığa başladım. O günden bugüne kadar hala orada görevim devam ediyor. 2011 yılında Pasing’de kendi okulumu açtım. Orası küçük bir yerdi bir sene içerisinde doldu taştı. 2012 yılında da 600 metre kare olan şuan bulunduğumuz yer faaliyete geçti. O zamandan bu zamana hedeflerimizi yerine getiriyoruz. 10 sene içerisinde 88 tane şampiyon çıkardım.  Spor hocalığı öyle bir görev ki hem hocasın, hem babasın, hem amcasın, hem abisin ve öğrencilerinin en iyi arkadaşısın. Aradaki mesafe çok önemli ve çok zor. Benim okulumda en genç öğrencim 6 yaşında, en yaşlı öğrencim de 82 yaşında. Hepsine arkadaşlık, babalık, ağabeylik ve hocalık yapıyorum. Amacımız çocukların sokaklarda kötü alışkanlık yerine burada spor yaparak başarılı olmaları. Hedefimi de başardığımı düşünüyorum. Benim okulumun ilginç bir özelliği daha var. Burası sadece Türklerden oluşan bir salon değil. Benim salonumda Hırvat, Sırp, Boşnak, Arnavut birlikte antrenman yapıyor. Yine benim salonumda Türk, Kürt, Laz, Çerkez hepsi beraber antrenman yapıyor. Bizde hiçbir ayrım yok. Ben burada hiçbir politika olsun istemiyorum. Burası tam bir entegrasyon yeri. Biz 250 kişilik büyük bir aileyiz. Herkes birbirini ismen tanıyor, nerede oturduğunu biliyor, birbirine yardım ediyor.


Deniz GEZGİNCİ: Boks sporuna gönül vermiş gençlerimiz sizinle nasıl iletişime geçebilirler ve gençlere önerileriniz nelerdir?

Levent ÇUKUR:
 Facebook’ta Levent Çukur ya da Leos Box  yazdığınız zaman sayfalarımız çıkıyor. Oradan faaliyetlerimiz hakkında bilgi sahibi olabilirler. Bize ulaşabilirler. Yerimiz Bodensee Strasse’de bulunuyor. S-Bahn’a beş dakikalık mesafede. Gençlere en büyük önerim ille de boks yapmak zorunda değiller spor yapsınlar. Kötü alışkanlıklardan uzak dursunlar. Boks branşını da seçerlerse doğru adres burası. Münih’te dünya şampiyonu olmuş bir Levent Çukur var. Her halde burada bu ünvanı alan başka kimse de  yok. Kapımız herkese açık. Herkese yardımcı olmaya hazırım. Yeter ki istekli olsunlar.



Deniz GEZGİNCİ: Emre bundan sonraki maçın ne zaman.  Henüz yolun başında olan bir sporcu olarak gelecekle ilgili planların neler ?

Emre ÇUKUR: 23 Temmuz’da Münih Havalimanında bir maç planı yapılıyor.  Benim hedefim babam ile aynı. Dünya şampiyonu olmak. Babamın yolundan ilerlemek istiyorum.

Deniz GEZGİNCİ: Levent hocam şampiyonların hedefleri bitmez. Sizin bundan sonraki hedefleriniz neler ?

Levent ÇUKUR: Benim Emre dışında da bir çok sporcum var. Emre salona girdiği zaman benim oğlum değil, diğer sporcularımdan her hangi bir tanesi. Emre haricinde şuan üç tane sporcumu bu ayın 18’inden 23’üne kadar Hamburg tarafında yapılacak olan Almanya şampiyonasına hazırlıyorum. 1 Mayıs’ta bizim salonumuzda Leos Box Gym’in düzenlediği gecemiz var. Emre ile de hedeflerimiz basamak basamak. Acelemiz yok çünkü yaşı daha çok genç. İki sene sonra merdivenin en üst basamağında olmayı hedefliyorum.



Deniz GEZGİNCİ: Levent hocam sanıyorum sizin bir de motor tutkunuz var biraz ondan bahseder misiniz ?

Levent ÇUKUR: Küçüklüğümden beri motor sürmeyi çok seviyorum. Sözü nereye getireceğinizi çok iyi biliyorum ama artık o motor grubu ile hiçbir alakam kalmadı. Oradaki gruplaşma benim istediğim gibi olmadı. Alman basınında faşist ve radikal olarak görüldük. Benim oradaki hedefim de iş sahibi olan gençleri spora yönlendirmekti, doğru yola yönlendirmekti. Türk bayrağını sevdirmekti. Ancak zamanla çok abartıldığını ve farklı yollara gidilmek istendiğini gördüm. O noktada da ben yokum dedim. Ben motorumu hala sürüyorum ama hiçbir gruba bağlılığım kalmadı.

Deniz GEZGİNCİ: Son olarak neler söylemek istersiniz ?

Levent ÇUKUR:
23 Temmuz tarihinde Münih Havalimanında maç organizasyonumuz var. Emre’nin ilk maçında beş yüz kişi vardı ben bu sefer orada üç bin kişi görmek istiyorum. Bütün Münih’i ve Almanya’yı Türk bayrağını dalgalandıracak olan Emre’ye destek olmaya bekliyorum. Çünkü bir dünya şampiyonu daha geliyor.


Deniz GEZGİNCİ / Münih

munihinsesi.com / özel

Kaynak: Editör:
 
Etiketler: ŞAMPİYON, BABANIN, ŞAMPİYON, OĞLU,
Haber Videosu
Yorumlar
Münihin Sesi TV

Ulusal Gazeteler
Bize Ulaşın

Öne Çıkanlar
Anketler
SURİYELİLERE VATANDAŞLIK VERİLMESİNİ DOĞRU BULUYOR MUSUNUZ?
Arşiv Arama
Haber Yazılımı